Status Quo İle Barışmak

 

Mevcut ahval ve şeraiti ile sulh etmek. :) Statükoyla barışmak bir yetişkinlik alameti midir, yoksa bir kuşun kanadının kırılmasına benzer şekilde üzücü bir olay olup kişinin hayallerinden vazgeçmesi, pes etmesi midir ? Bu kadar zihinsel yorgunluğun üzerine hangisi olduğundan artık emin olamasam da artık gerekli olduğuna ikna oldum. Huzur için gerekli. Kişi içinde bulunduğu durumla barışmadan huzur bulamaz, şartlarını iyileştirmek için eylemsizliğini yenemez, saplanıp kalır. Önce durduğu noktayı işaretlemeli, çevresini görüp inkardan vazgeçerek kabul etmeli, nereye gitmek vardığında kim olmak istediğini buna göre tayin etmelidir. Ne geçmişe ne hayallere sıkışmakla yol alınamaz.

Oh !

Potansiyel


Bir acayip kelime. Mevcut ancak vücut bulmamış, var ama yok. Bir kısım ortaya çıkmamışsa yoktur diyor. Kalabalık kitleler dolusu insan israf edildiklerini düşündüklerinde hallerine yanarken bundan bahsediyor. Fizikte bile kalbi kırık anılıyor, sıkışmış bir yay, gergin bir tel, harekete hasretlik ve mutsuz bir hal. Atılmaya, üretmeye, gerçekleşmeye aç demek. Ortaya çıkmayı, var olmayı, görülmeyi arzu etmek. Pekala doğal, pekala tanıdık.

İkibinyirmibeş

Bir takvim daha bitti, günler, aylar yine aktı gitti. Yavrucağım bizi anlar oldu, parmağıyla gösterir yaşını şimdi. Nice güzel yaşlar göresin gönlümün ince teli. Sevmeyi sevilmeyi tadasın. Yaşamayı keyif bilesin. Kötüsü sana hiç uğramasın.

Tahassür

Boşluğa uzanmak
Hatıradan koku toplamak gibi
Hem hayal hem gerçek
Tamken eksik olmak gibi
Sevmek gibi

Otuz

Yirmiden sonra çocuk gibi hissetmemeye şartlanmaktan veya belki de kendiliğinden, saymayı da temelli bırakarak mevcut yıldan doğduğum yılı çıkararak bulmaya başlamıştım artık yaşımı. Özgürlüğü içime çektiğim, sevdalandığım, bir bavulla oradan oraya fikirleri kovaladığım, çalışmakla geçen bu yıllar berrak bir su gibi akıyor şimdi. Acaba boşa mı aktı diye sormaktan, geldiğim yola dönüp bakmaktan alamıyorum kendimi. İçimdeki bir ses uğuldayan rüzgarın sesine karışıyor, gelecekte yaşamaktan vazgeçmek yerine ısrarla yağacak yağmuru ve doğacak güneşi beklemeye koyuluyorum.

Hasat

 
Yağmur gördüm kar gördüm 
Filiz verdim yemyeşil
Bilemedim
Güneş yaktı kurudum
Tohumlarımı aldılar 
Beni bıraktılar
Kabuk kaldım sap kaldım
Dışım kuru içim kof
Ekin idim yemyeşil
Rüzgarda bir çöp kaldım

Arşiv