Potansiyel
İkibinyirmibeş
Bir takvim daha bitti, günler, aylar yine aktı gitti. Yavrucağım bizi anlar oldu, parmağıyla gösterir yaşını şimdi. Nice güzel yaşlar göresin gönlümün ince teli. Sevmeyi sevilmeyi tadasın. Yaşamayı keyif bilesin. Kötüsü sana hiç uğramasın.
Tahassür
Otuz
Yirmiden sonra çocuk gibi hissetmemeye şartlanmaktan veya belki de kendiliğinden, saymayı da temelli bırakarak mevcut yıldan doğduğum yılı çıkararak bulmaya başlamıştım artık yaşımı. Özgürlüğü içime çektiğim, sevdalandığım, bir bavulla oradan oraya fikirleri kovaladığım, çalışmakla geçen bu yıllar berrak bir su gibi akıyor şimdi. Acaba boşa mı aktı diye sormaktan, geldiğim yola dönüp bakmaktan alamıyorum kendimi. İçimdeki bir ses uğuldayan rüzgarın sesine karışıyor, gelecekte yaşamaktan vazgeçmek yerine ısrarla yağacak yağmuru ve doğacak güneşi beklemeye koyuluyorum.
Hasat
Yağmur gördüm kar gördüm
Filiz verdim yemyeşil
Bilemedim
Güneş yaktı kurudum
Tohumlarımı aldılar
Beni bıraktılar
Kabuk kaldım sap kaldım
Dışım kuru içim kof
Rüzgarda bir çöp kaldım